Profil

Fatma Katırcıoğlu

Sosyolog & Yazar & Aile Danışmanı
1988'in sıcak bir Haziran günüydü, annemin sancıları biraz erken tuttu ve tam da babamla evlilik yıldönümlerinde ben doğdum. Elbette hatırlamıyorum ama böyle anlatıldı, inandım. Aradan geçen yılları çok hatırlamamakla birlikte kendimi Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümünde buldum, ardından İstanbul Üniversitesi'nden Pedagojik Formasyon ve Aile Danışmanlığı Sertifikası aldım. Psikoloji kişisel ilgi alanımdır ve gerekli eğitimleri alarak uzmanlaşma girişimlerim devam ediyor. Sayfamda yazılarımı, hikayelerimi, gezilerimi, fotoğraflarımı, içimde saklanan ve belki de ömrüm boyunca ulaşamayacağım kadına dair paylaşımlarımı bulacaksınız.

Frances Sargent Osgood

Frances Sargent Osgood (1811-1850), Amerikalı şair. On dokuzuncu yüzyılın kalemiyle para kazanan çok az sayıda kadınından biri. Şiirleri yalın, üslubu temiz, net. Hakkında yazılan romana (Bayan Poe / Lynn Cullen) göre oldukça parlak zekalı, entelektüel bir kadın. 

Bostonlı zengin bir tüccarın kızıyken ele avuca sığmaz ressam Samuel Osgood ile tanışıp aşık olur fakat aile bu ilişkiyi onaylamaz, Frances aşkının peşinden gitmeyi seçtiği için ailesi tarafından reddedilir. İki kızı olan çift zamanla birbirlerinden uzaklaşır ve çapkın ressam Samuel’in, zaman zaman ortadan kaybolarak Frances’i yalnız bıraktığı olur. Bu yalnız kalışların birinde Frances kocasının alacaklılarından kaçmak için yakın arkadaşının evine yerleşir. Dostlarına yük olmamak için şiirler yazıp gelir elde etmeye çalışır fakat yazıları dönemin talep gören türlerinden değildir. Onun çiçekleri, renkleri, umudu anlatan şiirleri önceleri birkaç dergide yer bulmuş olsa da sonra kimsenin dikkatini çekmez hale gelir. Evinde kaldığı arkadaşının ısrarıyla katıldığı bir edebiyat partisinde dönemin ünlü yazarlarından Edgar Allan Poe ile tanışır.


Poe’nun tüberküloz karısı Virginia, Frances’in uyarladığı çocuk kitaplarından ötürü ona hayrandır ve kocasıyla gittiği aynı partide Frances’i uzaktan görür, kocasına onunla tanışmak istediğini söyler. Virginia hasta olduğu için Poe Frances’i evlerine davet eder, bu teklifler ve davete icabet etmeler sonucu Poe Frances’i ruh eşi olduğuna inandırarak, ikisi de evli olduğu halde, bir ilişkiye çeker. 

Virginia’nın bu ilişkiyi fark ettiği, hatta öleceğinden emin olduğu ve Poe’nun yalnız kalma korkusunu bildiği için onlara ses çıkarmadığı iddia edilir. Sandığı gibi de olur; yalnızca yirmi dört yaşındayken hayata gözlerini yumar Virgina. Virginia ile Poe’nun gerçek bir evlilik yaşamadıkları, Virginia’nın öldüğünde bakire olduğu da rivayetler arasındadır. Poe’nun karısını çok sevdiği ve bu sevginin edebiyat çevrelerince dünyanın en masum aşkı olarak nitelendirilmesi bu bilgiyi destekliyor bir bakıma. 

Poe; karısının her an ölecek olması, kendi çocukluk travmaları, çalıştığı gazeteyle olan anlaşmazlıkları, kullandığı eleştiri dilinin ağır olmasından ötürü bazı yazar ve şairler tarafından sevilmemesi gibi birçok olumsuzluktan Frances’e duyduğu aşk sayesinde biraz olsun uzaklaşabilmiştir. Frances hayatına girdikten sonra içki içmeyi bile bırakır bir süre. Frances ise karşı koyamadığı bu aşk yüzünden kontrolünü kaybeder ve Poe, ününe ün katarken; o kocasının yokluğunda başka -üstelik evli- bir adamla ilişki yaşamanın bedelini eserlerinin asla ciddiye alınmamasıyla öder. O dönem ona iş verenler de Poe ile yakınlığından faydalanmak için verir. 

Frances Poe’ya kapılınca, küçük aptal bir kız çocuğu gibi, eskiden dalga geçtiği tarzda şiirler yazmaya başlar. Oysa ondan önceki şiirleri ve eser uyarlamaları oldukça değerlidir. Henüz Poe’yu tanımıyorken Lenore isimli bir şiir yazmıştır ve Poe’nun da aynı isimde şiiri vardır. 

Frances'in "Lenore"undan;

"Aşk senin saf kalbini onun ışığıyla doldurunca
Hafif gül renkler uyandı -soluk yanaklarında-
O ürkek kalp korku içindeyken, vahşi sevda
Zehirleyince hazineyi, titreyip kırıldı o anda"

Frances’in küçük kızı Fanny Fay’in Poe ile yaşadığı ilişkinin meyvesi olduğu da iddia ediliyor ama birçok Poe uzmanı Frances’i bile inkar ediyor hala, çocuk söz konusu dahi olamıyor. 

Frances'ten "Fanny'nin İlk Gülümsemesi"

"Ulaştı kalbime -sabahın ilk ışıklarında adeta,
Uzun, kasvetli bir gecede seyredene.
Uçtu kalbime -ne bir girizgah ne bir ikazla
Sessiz bir haz uyandırdı geldiği yerde.

O tatlı yalvaran ağız, o koyu mavi gözlerle
Benimkilere öylesine acıklı bakan,
O hazzın ışığı üzerlerinde süzülüyordu ince ince
Tıpkı gecenin sisiyle kaplı gün ışığı gibi, çiçeklere yansıyan."

Fanny Fay bebek on altı aylıkken bilinmeyen bir sebepten ölür, o yıl (1847) Poe’nun karısı Virginia’yı da kaybettiği yıldır. 

Poe’nun Ulalume şiirini, yakın tarihlerde kaybettiği gayrimeşru kızı ve meşru karısına ithaf ettiği de yine bir rivayet ama Poe sırlar kutusu. Bilinmiyor hangisini kime yazdığı.

Frances’e  A Valentine isimli bir şiir yazmış, akrostişe benzer bir teknikle ve kadının adı o kadar uzun ki şiir değil destan olmuş. Kime yazıldığından emin olunan birkaç şiiri var en azından. Kaybedilen bir genç kadına hitap eden ve insanın ruhunu işleyen şiirleri eşine mi, eski nişanlısına mı, annesine mi, hep hayalinde yaşattığı ama bulamadığı bir kadına mı ithaf ettiğini kimse bilmiyor maalesef.

"A Valentine

Farz et ki bu satırlar ona yazıldı; ışıldayan gözleri
Kraliçe Leda'nın yıldızları gibi parlak ve anlamlı olana.
O tatlı adını bulacak, gizlenmiş içeri
Bu ince sayfada, okuyan herkesten uzağa
Usulca tara bu kelimeleri, içinde saklı bir define
Ulvi define -bir tılsım, bir muska.
Taşınası kalbin üstünde. İyice ara; ölçüyse ölçüde
Kelimeyse kelimede -harfse harfte. Sakın unutma,
En küçükçe noktayı, yoksa boşa gider emeğin.
Sanma ki kördüğüm var burada
Kılıcından geçirmeden çözemeyeceğin.
Sırf hikayeye bakıp anlasanız aslında 
Önümüzdeki şu sayfada, şu anda
O güzel gözlerin baktığı satırlarda; derim ki gizli
Müzikal bir isim, telaffuz edilen huzurunda
Şairlerin, tekrar o şairlerce -çünkü şairdir kendi.
Harflerin ardışık sırayla burada
Kulağına müzik gibi gelir adeta-
Ayırt etmekte neden zorlanasın ki?
Eğer değilsen tabii ki odun kafa-
Bulmacayı bırakıyorum dikkatli bakana."

Frances’e yazılan bu mısraların sırrı; ilk mısranın ilk harfi, ikinci mısranın ikinci harfi, üçüncü mısranın üçüncü harfi şeklinde devam ediyor ve tamamına bakıldığında Frances’in tüm ismi ortaya çıkıyor. Türkçesinde büyü bozulmuş maalesef. Poe’nun şiiri gazetede yayınlaması ve "O da şair," gibi ifadeler kullanması, yasak ilişkisini saklama gereği duymadığını gösteriyor, bu da Virginia’nın ilişkiyi bildiği halde göz yumduğu savını doğrular bir durum. 

Poe karısının ölümünden iki yıl sonra vefat eder ve yaklaşık bir yıl sonra Frances de Virginia gibi tüberkülozdan hayatını kaybeder. Frances’in kızları da kendisinden sonraki birkaç yıl içinde aynı hastalıktan ölmüşlerdir (verem aşısı 1926’da bulunmuş maalesef). Frances ve Poe’nun bir arada yaşayamasa da ölünceye dek hiç ayrılmadıkları iddia ediliyor. Frances’in eşi Samuel, karısının vefatından sonra bütün şiirlerini -Poe’ya yazdıkları da dahil- derlemiş ve epey para kazanmış. İşte biz buna Amerikan Pragmatizmi diyoruz. Karısının başkasına aşık olması, Poe’dan çocuk yaptığı söylentileri, o çocuğu, karısını ve kendi iki kızını birbirini izleyen birkaç yıl içinde kaybetmesi umurunda olmamış, kazandığı paraya bakmış. Karısı ve çocuklarına ilgisi de -ya da ilgisizliği mi demeli- onlar tüberkülozdan ölürken kendisinin uzun yıllar yaşamasından anlaşılıyor. 

Canım Frances, ilk bakışta çok güzel görünmeyen ama epey albenili bir kadınmış. Poe ile tanıştıkları dönem birçok başka yazar onunla olmaya ve iş vermeye hazırmış. Frances’i, Samuel’in yokluğunda, Poe’ya kaptırdığı için Poe ile uğraşan ve işlerine taş koyan hatta hakkında yalan yanlış dedikodular yayan hatırı sayılı kişiler de olmuş. Ama o kısacık ömrüne iki büyük aşk, üç tane kız çocuğu ve birçok şiir sığdırmış. 


Şiir çevirileri; Elif Günay.

Yorum Yap